Yazan: Emre Gül Yeşilçam denildiğinde birçoğumuzun aklına o sıcacık aile komedileri, Adile Naşit’in kahkahası ya da gözyaşlarımıza hakim olamadığımız acıklı melodramlar gelir. Ancak Türk sineması, televizyon ekranlarında sürekli dönen o popüler filmlerin çok ötesinde, inanılmaz bir derinliğe ve cesarete sahiptir. Peki, ana akımın gölgesinde kalmış ama sinematografisiyle, anlattığı sert hikayelerle bugün bile izleyiciyi ekrana kilitleyecek …
Yazan: Emre Gül
Yeşilçam denildiğinde birçoğumuzun aklına o sıcacık aile komedileri, Adile Naşit’in kahkahası ya da gözyaşlarımıza hakim olamadığımız acıklı melodramlar gelir. Ancak Türk sineması, televizyon ekranlarında sürekli dönen o popüler filmlerin çok ötesinde, inanılmaz bir derinliğe ve cesarete sahiptir.
Peki, ana akımın gölgesinde kalmış ama sinematografisiyle, anlattığı sert hikayelerle bugün bile izleyiciyi ekrana kilitleyecek o “gizli hazinelerden” haberiniz var mı? Üstelik restorasyonlu görüntü kaliteleriyle şu an YouTube’da, sadece bir tık uzağımızdalar.
Hazırsanız, klasik Yeşilçam algınızı tamamen yıkacak, “Bizde böyle filmler çekilmiş miydi?” dedirtecek filmleri anlatmaya geçelim.
1- Suçlular Aramızda (1964)
Yönetmen: Metin Erksan
Listemize Türk sinemasının ilk “kara film” örneklerinden biriyle başlıyoruz. Bir yalıda geçen hırsızlık hikayesi üzerinden o kadar ince bir sınıf çatışması anlatılıyor ki, hayran kalmamak elde değil. Metin Erksan’ın kamera kullanımı ve o dönemin imkanlarıyla yarattığı ışık oyunları, günümüz sinemasına taş çıkartacak cinsten. Estetik bir başyapıt arıyorsanız, ilk durağınız burası olmalı.
2 – Karanlıkta Uyananlar (1965)
Yönetmen: Ertem Göreç
Sinemamızın ilk işçi ve grev filmi olma özelliğini taşıyan bu yapım, tarihi bir belge niteliğinde. Fabrika işçilerinin hak arama mücadelesini ve sendikalaşma sürecini alabildiğine gerçekçi, ham bir dille izleyiciye aktarıyor. Vedat Türkali’nin kaleminden çıkan senaryosuyla dönemin siyasi ve sosyal atmosferini iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
3 – Susuz Yaz (1963)
Yönetmen: Metin Erksan
Türk sinema tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri olan bu film, Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülünü kazanarak uluslararası alanda büyük başarı elde eden ilk yapımımızdır. Ege’nin kurak bir köyünde geçen hikaye, su mülkiyeti üzerinden insan doğasının hırsını, saplantılarını ve kardeş kavgasını anlatıyor. Dönemine göre o kadar cesur ve çarpıcı bir görselliğe sahip ki, popüler kültürün gölgesinde kalmış bu gerçek sinema dehasını YouTube’da mutlaka izlemelisiniz.
4. Kızgın Toprak (1973)
Yönetmen: Feyzi Tuna
Fatma Girik dendiğinde aklınıza pek ikonik rol gelebilir ama Kızgın Topraktaki performansı kesinlikle ayrı bir parantezi hak ediyor. Feodal düzene, ağalığa ve adaletsizliğe karşı tek başına direnen bir kadının destansı mücadelesini izliyoruz. Filmin temposu ve yarattığı o boğucu gerilim hissi, sizi son sahneye kadar koltuğunuza çivileyecek.
5. Diyet (1974)
Yönetmen: Ömer Lütfi Akad
Büyük usta Lütfi Akad’ın efsanevi “Göç Üçlemesi”nin (Gelin, Düğün, Diyet) son halkası. Genelde ilk iki film daha popüler olsa da Diyet, köyden kente göçen insanın devasa fabrika çarkları arasında makineleşmesini ve işçi haklarını çarpıcı bir sonla işler. Hülya Koçyiğit ve Hakan Balamir’in kariyerlerinin zirvesine çıktığı oyunculuklar da cabası.
6. Düşman (1979)
Yönetmen: Zeki Ökten
Senaryosu Yılmaz Güney’e ait olan Düşman, şehirdeki yoksulluğu ve çaresizliği adeta bir belgesel gerçekçiliğiyle yüzümüze çarpıyor. Sokak köpeklerinin itlaf edilmesi gibi sert yan temalar eşliğinde, insanın hem insana hem de doğaya karşı ne kadar acımasız olabileceğini anlatan, kıyıda köşede kalmış çok güçlü bir dram.
7. Hazal (1979)
Yönetmen: Ali Özgentürk
Türkan Şoray ve Talat Bulut başrolde ama bildiğimiz Şoray kurallarının çok dışında bir coğrafyadayız. Doğu’nun sert ikliminde, törelerin ve batıl inançların insan hayatını nasıl hiçe saydığını anlatan uluslararası ödüllü bir yapım. Yurt dışında büyük ses getirip kendi ülkesinde biraz unutulmuş olan bu şaheseri mutlaka keşfetmelisiniz.
8. Teyzem (1986)
Yönetmen: Halit Refiğ
Ümit Ünal’ın efsanevi senaryosu ve Müjde Ar’ın oyunculukta devleştiği bu yapım, Yeşilçam’ın en derin ve sarsıcı psikolojik dramlarından biri. Olayları küçük bir çocuğun (yeğeninin) gözünden izlediğimiz film; toplum baskısı, aile içi ikiyüzlülükler ve adım adım deliliğe sürüklenen zeki ve özgür ruhlu bir kadının trajedisini anlatıyor. “Psikolojik gerilim ve derin bir karakter draması” arayanlar için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir hazine.
9. Pehlivan (1984)
Yönetmen: Zeki Ökten
Tarık Akan’ı hafızasında sadece “yakışıklı salon jönü” olarak kodlayanlar için muazzam bir ters köşe! Hayatını kurtarmak için Libya’ya işçi olarak gitmeye çalışan, başaramayınca da Kırkpınar’da pehlivanlık yaparak “yırtmaya” uğraşan çaresiz bir adamın trajikomik hikayesi. Gerçek hayatın ta kendisi gibi; bazen güldüren, bazen boğazınızı düğümleyen bir yapım.
10. Ağaçlar Ayakta Ölür (1964)
Yönetmen: Memduh Ün
Listemizi İspanyol yazar Alejandro Casona’nın tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan kusursuz bir edebi eserle kapatıyoruz. Yıldız Kenter ve İzzet Günay’ın adeta devleştiği bu aile dramı, diyalogları ve oyunculuk performanslarıyla bir sinema filminden ziyade ustalık sınıfı (masterclass) tadında.






