Röportaj: Yağmur Tunçel Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı’nda başladığı kariyerinde Türkiye’nin ilk kadın Balistik Uzmanı olarak Ankara, Aydın ve Van Kriminal Laboratuvarlarında uzun yıllar görev yapmıştır. Adli bilimler ve kriminalistik alanlarında ulusal ve uluslararası pek çok yayına sahip olan Aylin Yalçın Sarıbey ile balistik ve adli bilimler üzerine keyifli …
Röportaj: Yağmur Tunçel
Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı’nda başladığı kariyerinde Türkiye’nin ilk kadın Balistik Uzmanı olarak Ankara, Aydın ve Van Kriminal Laboratuvarlarında uzun yıllar görev yapmıştır. Adli bilimler ve kriminalistik alanlarında ulusal ve uluslararası pek çok yayına sahip olan Aylin Yalçın Sarıbey ile balistik ve adli bilimler üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Samimiyeti ve değerli paylaşımları için teşekkür ederiz.
Adli Bilimler’e yönelme kararınız nasıl şekillendi? Bu alanı hep hayal etmiş miydiniz?
Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği mezunuyum. Mezun olduktan sonra iş arayışına başladım, o sırada Jandarma Genel Komutanlığının sınavı olduğunu öğrendim ve başvurdum. Birazda hayat oraya yönlendirdi gibi. İlk olarak Kriminal Daire Başkanlığı Patlayıcı Bomba İmha Şube Müdürlüğünde göreve başladım. İlerleyen zamanlarda Balistik Laboratuvarında da ikiz görevli çalışmaya devam ettim. Çalışırken balistikteki yetkinliğim artınca tamamen Balistik Uzmanlığına yöneldim ve Türkiye’nin ilk kadın Adli Balistik Uzmanı oldum.
Çok heyecan vericiydi ama tabi 27 yıl önce çok bildiğimiz çok duyduğumuz alanlar veya girebilmeyi hayal edebileceğimiz alanlar degildi. Ama böyle bir birime alım yapılacağını duyunca çok heyecanlandım. Olur mu olursa nasıl olur, bu düşüncelerin beni epeyce heyecanlandırdığını hatırlıyorum. O heyecan hala da sürüyor bende.
Mesleğinizin ilk yıllarında sizi en çok zorlayan şey neydi? Kadın olarak bu alanda var olmak size neler hissettirdi?
Hayatımı zorlaştıran insanlarda oldu kolaylaştıran insanlarda. Aslında teknik açıdan çok zorlanmadım çünkü ben hiç bir zaman bu kadın işidir veya bu erkek işidir şeklinde ayrım yapan bir insan olmadım. Teknik açıdan çok keyif aldığım için çok zorlandığımı söyleyemem. Silahlar ile uğraşmak değişik bir alan küçüklüğümden beri de bir şeyleri tamir etmek olsun mekanik işler olsun hep ilgi alanımdı, bu süreçte de kendimi mümkün olduğunca yetiştirmeye adadım. Dolayısıyla işimle ilgili çok fazla zorlandığımı söyleyemem ama her işte sizin hayatınızı kolaylaştıracak ve zorlaştıracak insanların var olabileceğini söyleyebilirim.

Türkiye’de adli bilimlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Çok iyi görüyorum çünkü siz adli bilim öğrencileri var. Türkiye’de adli bilimler lisansının kurulması zaten hayaldi gerçek oldu bu çok kıymetli bir şey. Bir sürü öğrencimiz mezun oluyor ve onların hepside ‘’Bulduğumuzdan daha adil bir dünya.’’ mottosuyla yetişiyorlar ve ben onlara çok güveniyorum. Daha güzel daha adaletli adli bilimlerin daha da fark edildiği bir zamana evrileceğimizi umuyorum.
Alanınızla ilgili polisiye veya kurgu bir roman yazmayı düşündünüz mü?
Polisiye veya kurgu bir roman yazmak ayrı bir beceri, ben biraz daha akademik taraftayım yazacaksam o tarz olur. Ama tabi polisiye kurgu gibi bir şey olursa ortak yazarla olabilir, ben teknik kısmında olabilirim polisiyedeki o olaylar kısmını başka birisinin halletmesi gerekir diye düşünüyorum. Ama aklımda şöyle bir proje var kamudan günümüze çalıştığım 27 yıllık anılarımın hepsini yazıya dökerek yayınlamak isterim.

Bugün mesleğe yeni başlayan birine tek cümlelik bir tavsiye vermeniz gerekse ne söylerdiniz?
Benim hep söylediğim herkesin kulağına aşina olmuş bir cümle ‘’OKUYUN!’’ . Bolca okuyun yani okumak, araştırmak, merak etmek bunlar çok kıymetli.
Balistik çoğu insan için adli bilimlerin en teknik alanlarından biri olarak görülüyor. Sizin için balistiği benzersiz ve büyüleyici kılan şey nedir?
Her seferinde ayrı vakalar, sonu olmayan bir alan. O kadar büyük konular var ki; iç balistik, dış balistik, hedefteki etkiler, uçuş, uçuş mekaniği… 27 yıldır çalışıyorum daha hala öğrenilecek çok şey var sonsuz. Ve her vakada kendine özgü bir de o tarafı var. Adli bilimler açısından değerlendirecek olursak hepsinin kendine ait ayırt edici yanı var. Bu da tabi her seferinde insana yeni bir heyecan yüklüyor. Profesyonel ama bir yandan da acemi ruhla heyecanla başlamaya neden oluyor bu da benim hoşuma gidiyor.
Adli Bilimlerin özellikle kriminalistik, antropoloji ve kimya gibi dallarının tarihi eserlerin ya da kültürel mirasın korunması ve orijinalliğinin tespiti süreçlerine katkıları nelerdir?
Pek çok yöntem var, öncesinde bu tür eserlerin fiziksel incelenmesi devamında da kimyasal ve çeşitli metotlara tabi tutulması gerekir. Örnek olarak, hangi döneme ait olduğuna dair tarihlendirmeler yapılabilir. Sanat eserinde kullanılan boyanın o dönemde var olup olmadığı, ne zamana tarihlendireleceği gibi pek çok çalışma yapılıyor. Tabi sanat eserleri ile ilgili, özellikle çokta yüksek meblağlar olduğu için sahtecilikleri, benzerlerinin yapılması çok oluyor ama kullanılan malzeme, kullanılan boyalar bunların içeriklerinin analizi yapılarak hangi döneme ait olduğuyla ilgili kararlar verilebiliyor. Her alanda olduğu gibi burada da suçlular teknolojiyi kullanarak aldatma metotlarını çok iyi kullanıyorlar, bizim yapmamız gereken daha yeni ve iyi yöntemlerle onların önüne geçmek, hep dinamiğiz o yüzden, çünkü suç çok dinamik. Suçlular bütün teknolojiyi kullanarak yeni kamufle etme, gizleme yöntemleri geliştiriyorlar bizlerinde daha çok çalışıp onları ortaya çıkaracak yöntemleri bulmamız gerekiyor motivasyonumuz bu yönde.

CSI, Sherlock Holmes veya benzeri kült yapımlar, adli bilimleri popüler kültüre taşıdı. Bu tür eserlerin halkın adli bilimlere olan bakışını ve beklentilerini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
İki yönden değerlendirmek lazım,birincisi insanların farkındalığını arttırdı. İlgi çekti merak uyandırdı izlemeside gerçekten keyifli. Diğer taraftan bazen şu unutuluyor filmlerde bir kurgu var, bazı şeyler çok çabuk ilerliyor veya kesin sonuç elde edilebiliyor. Ama gerçek hayatta her durumun bir çözümü olmayabiliyor süreçler o kadar hızlı ilerlemiyor haliyle filmlerde ki beklentiler gerçek hayata uyarlandığında neden olmuyor niye yapamadı gibi eleştirilere sebep olabiliyor. Böyle bi dezavantajı var ama diğer taraftan insanlarda merak uyandırması güzel.
Bir adli bilimci olarak, edebi eserlerdeki suç tasvirlerini ve aydınlatma yöntemlerini okurken nelere dikkat ediyorsunuz?
İster istemez bir algıda seçicilik var. Bir silah kullanıldıysa orijinal mi değil mi veya onunla ilgili bilgiler doğru paylaşıldı mı? Bir analiz yönteminden bahsediliyorsa eksik mi açıklandı diye bir hassasiyet oluyor. Kendimi her zaman o filmin, dizinin akışına bırakamıyorum. Dikkat etmemeye çalışsamda ister istemez dikkatimi çekiyor. Detaylarda takıldığım noktalar, ekrana bakıp ‘’ama o öyle değildi’’ dediklerim oluyor. Rahat rahat izleme keyfim maalesef ki sekteye uğrayabiliyor ama yine de izlemeyi seviyorum.
Kültür Sanat Duvarı okurlarına son bir mesaj alabilir miyiz?
Adli bilimleri, adli bilimcileri mutlaka takip edin araştırın. Çünkü hepimizin daha adil bir dünya için, adli bilimler farkındalığının yüksek olmasına ihtiyacımız var. Beni konuk ettiğiniz için teşekkür ediyorum sanat ve bilimle dolu bir dünyada yaşamamızı diliyorum.






