Join the Club

Get the best of Editoria delivered to your inbox weekly

Erving Goffman ve Dramaturjik Teorisi

Haber: Meltem Uygun Kanadalı sosyolog, sosyal psikolog ve yazar Erving Goffman, Yirminci yüzyılın en etkili Amerikan sosyologlarından birisidir. Chicago Okulu’nun son önemli düşünürlerinden olan Goffman, 2007 yılında Times Higher Education Guide onu beşeri ve sosyal bilimlerde en çok alıntı yapılan altıncı yazar olarak listeledi. Amerikan Sosyoloji Derneği'nin 73. başkanlığını yapan Goffman, sosyal teoriye bilinen en iyi …

Haber: Meltem Uygun

Erving Goffman

Kanadalı sosyolog, sosyal psikolog ve yazar Erving Goffman, Yirminci yüzyılın en etkili Amerikan sosyologlarından birisidir. Chicago Okulu’nun son önemli düşünürlerinden olan Goffman, 2007 yılında Times Higher Education Guide onu beşeri ve sosyal bilimlerde en çok alıntı yapılan altıncı yazar olarak listeledi. Amerikan Sosyoloji Derneği’nin 73. başkanlığını yapan Goffman, sosyal teoriye bilinen en iyi katkısı, sembolik etkileşim çalışması yanında bir diğer okuması olan dramaturijik teorisidir.

Goffman’ın diğer önemli çalışmaları arasında Asylums, Stigma, Interaction Ritual , Frame Analysis ve Forms of Talk sayılabilir. Başlıca çalışma alanları arasında gündelik hayatın sosyolojisi, sosyal etkileşim, benliğin sosyal inşası, deneyimin sosyal organizasyonu (çerçevelenmesi), toplam kurumlar ve damgalar gibi sosyal hayatın belirli unsurları yer alır.

Goffman’a göre sembolik etkileşimin teorisinde önemli unsuru bireydir ve temel düşüncelerin özünde benlik kavramı yer almaktadır. Benlik kavramı sembolik etkileşim teorisyenlerinden Mead’e göre; bir etkiye maruz kalan ve bu etkiye cevap veren edilgen / pasif bir alıcı değil de hareket halinde olan bir unsurdur. Diğer bir ifade ile benlik, aktördür. Benlik, aktif halde ve yaratıcı olandır. Goffman’a baktığımızda benliği asıl sahibi aktif bir halde olan aktör değil de; aktör ile seyirci arasındaki etkileşimin sonucunda ortaya çıkan bir unsur olarak ele alır. Buradan hareketle benliğin doğrudan doğruya bireyin bir mülkü olmadığı ve sahnede performansını sergileyen kişi ile performansı izleyen kişi arasındaki etkileşimden doğan bir ürün olduğu anlaşılmaktadır.

Goffman tarafından geliştirilen Dramaturji teorisi, gündelik hayatın bir kurmacadan ibaret olduğunu ve gerçekleştirilen her eylemin, bir sahne içerisinde hayat bulduğunu ifade etmektedir. Toplumsal yapıdan ziyade yüz yüze etkileşim konusuyla çalışmalarına başlayan Goffman, benlik kavramını çalışmalarının başlangıç noktası olarak belirlemiştir. Goffman “kadın ve erkek oyuncuların sahne üzerindeki oyunla ilgili durumlarını alarak, bu etkileyici gösteriyi gerçek dünyada rollerini oynamakta ola alelade kadın ve erkeklerin günlük hayatlarına” uygulamış ve bu uygulamanın sonucu olarak da gündelik hayatın sahne üzerinde gerçekleştirilen bir sunum olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Goffman Dramaturji teorisinde “benlik, yüz yüze etkileşim, aktör, performans, rutin, takım, ön bölge, arka bölge, düzenleme, oyuncunun kişisel ufku, görünüm ve biçim” terimlerinden hareket ederek toplumu çözümlemeyi amaçlamıştır. Teoride önemli olan Ön bölge, bireyin, sosyal çevreyi etkileme, ondan etkilenme alanıdır. Arka bölge ise, bireyin özelidir. Sadece bireyin girmesine izin verdiği kişiler bu alana dâhil olmaktadır. Goffman’a göre; sahnedeki insanlar, kendilerini, rollerini, oyunlarını, izleyicilere beğendirme çabası içerisinde olduğu gibi, gündelik yaşamlarında kendilerini oynayan bireyler de, kendilerini çeşitli izleyicilere sunma , beğendirme çabası içerisine girmişlerdir.

Sosyal çevre üzerinde iyi bir intiba bırakma düşüncesi bireylerin davranış ve hareketlerini şekillendirmektedir. Bunu yapabilmek amacıyla da bireylerde kusursuz görünme arzusu ön plana çıkmakta; izleyicilerin (sosyal çevrenin) istemediği bazı olumsuz davranışlar sahne gerisine (arka bölge) bırakılmakta ya da gerçekleştirilmemektedi. Aktör (birey) için önemli olan, sosyal çevre üzerinde olumlu bir izlenim bırakabilmek ve aktörün performansını tehlikeye sokabilecek olumsuzlukları önlemektir.

Kısacası “bizler, hayatımızın sevinçlerini, üzüntülerini, şaşkınlıklarını oynarız ve bu oyun, yaşadığımız sürece devam eder”. Diğer bir ifade ile hayat, bir sahnedir ve bu sahne, aktörün yaşamı boyunca devam etmektedir.

Bültenimize Katılın

Bu yazıyı beğendiniz mi? Aylık bültenimize bayılacaksınız.

Editör

Editör

Yorumlar

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir