Yazı: Melisa Güller İyi ve kötünün ayrımı ve birini seçme üzerine kurulmuş bir düzenin içerisindeyiz. Tabii bazı konularda bu ayrım daha belirgin ve bir seçeneği tercih etmek çok daha kolay ama özellikle insanlar ve insani ilişkilerden bahsederken bir tercih yapmak her zaman kolay olmuyor çünkü insanlar, tamamen iyi ya da tamamen kötü değiller, çoğu zaman. …
Yazı: Melisa Güller
İyi ve kötünün ayrımı ve birini seçme üzerine kurulmuş bir düzenin içerisindeyiz. Tabii bazı konularda bu ayrım daha belirgin ve bir seçeneği tercih etmek çok daha kolay ama özellikle insanlar ve insani ilişkilerden bahsederken bir tercih yapmak her zaman kolay olmuyor çünkü insanlar, tamamen iyi ya da tamamen kötü değiller, çoğu zaman. İşte anti-kahraman kavramı burda devreye giriyor.

Neden Anti-Kahraman?
Kim bu anti-kahramanlar? “Kahraman” olarak görülenlerin karşısında olanlar mı? Tam olarak öyle denemez. Sanat ve edebiyat dünyasından örnek vermek gerekirse, anti-kahraman, alışılageldik kahramanların yapmayacağı şeyleri yapan, olumsuz nitelikleri olan bir karakter diyebiliriz. “Villain” olarak adlandırılan, tüm amacı kahramanı yok etme üzerine kurulmuş olan karakterden daha farklı anlayacağınız. Mesela Leon: the Professional’dan Leon, bir anti-kahraman. Star Wars’tan Anakin Skywalker bir anti-kahraman. Gone Girl’den Amy Dunne bir anti-kahraman. Leon da Anakin de Amy de tamamen “iyi” ya da “kötü” olarak tanımlanamayacak karakterler; tam olarak bu nedenden dolayı da insanlar kendilerini bu karakterlerle özdeşleştirebiliyor, özdeşleştirmeseler dahi takdir edebiliyorlar.

İçselleştirme Ögesi
Medyada gördüğümüz “kahramanlar” ya da “kötüler” sınırları olan, belirli kalıpların dışına çıkmayan karakterler, çoğu zaman. Bu da gerçeklikten uzak olmalarına, fazla “mükemmel” olmalarına neden oluyor. Oysa gerçek hayat öyle değil; kimse mükemmel değil, bildiğimiz üzere. Şimdi insanlara soracak olsak, kendilerini “iyi” ya da “kötü” olarak tanımlayabilirler. Çoğu kendini “iyi bir insan” olarak görebilir; ya da “kötü bir insan” olduğunu düşündüğü bir dönemden bahsedebilir.

Problemin Ta Kendisi
Anti-kahramanların, yöntemleri iyi değil. Kimi zaman amaçları iyi değil. Kendileri iyi değil. Ahlaki olarak gri alanda kalıyorlar. Tıpkı birçok insan gibi. Bu yüzden anti-kahramanlar daha ilgi çekici gelmiştir her zaman bana. Tahmin edilemez, tepkisi ölçülemez, güvenilemez olmaları onları daha “insan” yapan şey. İnsanların bir kısmı iyi ve kötü spektrumun hangi tarafına düştüğünden emin değillerdir. Anti-kahraman olarak nitelendirilirlerse, oldukları şeye en yakın olan kavram bu olduğu için, doğru olur sanki.






