yazı: Melisa Güller Geçim sıkıntısı, yaşamsal kaygılar ve viral enfeksiyonlar arasında dönüp duran dünyada neden hassas ruhlar ve o ruhların yazdığı şiirler önemlidir? Sanat, şiir tarih kadar eski oluşumlar… Bir yerde duymuştum; “Günlük hayatımızda şiir aramayız… ama ne zaman ki birini sevsek, ya da kaybetsek; birini toprağa versek ya da taşınsak, tutsak ya da bıraksak, …
yazı: Melisa Güller
Geçim sıkıntısı, yaşamsal kaygılar ve viral enfeksiyonlar arasında dönüp duran dünyada neden hassas ruhlar ve o ruhların yazdığı şiirler önemlidir?
Sanat, şiir tarih kadar eski oluşumlar… Bir yerde duymuştum; “Günlük hayatımızda şiir aramayız… ama ne zaman ki birini sevsek, ya da kaybetsek; birini toprağa versek ya da taşınsak, tutsak ya da bıraksak, işte o zaman şiire döneriz. Dünyada böyle hisseden birileri olmuş mu diye bakarız. Bu kadar derin duyguları tarihte hissedenler olmuş mudur diye düşünürüz.” Benzeri bir şeyler diyordu birisi.
Şiir, okullarda çok öğretilen bir alan değildir. Çoğu öğretmen, şiir öğretecek olanak, zaman ya da ‘izne’ sahip değildir. Bu da belki de bizi birçok şairin, şair olduğunu anlamasından mahrum bırakır. Birçok şairin, dünyaya şair olduğunu gösterme cesaretine kavuşmasını engeller. Halbuki dünyada daha fazla şaire ihtiyacımız var. Dünyada daha fazla hassas ruha ihtiyacımız var. Dünyada daha fazla insanlığın vicdanını ve duygusallığını yansıtacak, toplumun pusulası olacak şair ruhlara ihtiyacımız var.
Şiir, gerçekten de duyguları ve düşünceleri yansıtmanın en etkili yolu. Tabii şiirle birlikte şiirin melodilerle süslenmiş hali diyebileceğimiz şarkılar, türküler de buna dahil. Varlığını unutmaya çalıştığınız o yaralara tek bir şarkı sözü tuz basabiliyor. Anlamlandıramadığınız o hisleri Nazım Hikmet’in bir dörtlüğü çok güzel açıklayabiliyor. İnsanın doğasında olan anlama ve anlaşılma ihtiyacı, en güzel şiirle karşılanabiliyor zannımca. Tıpkı yemek yemek gibi, su içmek gibi bir şey şiir yazmak ya da okumak, duymak insan için.
İnsan dışavurumunun en eski yöntemi şiir. En önemlisi de şiirin herkes için olması. Şu anda ne hissediyorsanız, aynısını hissetmiş ve kaleme almış birileri var evrende. Şiir, insana yalnızlığını paylaşacak bir şeyler veriyor.

Şiirin önemini en güzel şekilde anlattığını düşündüğüm film Dead Poets Society’den John Keating şöyle diyor;
“Tatlı olduğu için şiir okuyup yazmayız. İnsan ırkının bir üyesi olduğumuz için şiir okur ve yazarız. İnsan ırkı da tutku doludur! Tıp, hukuk, bankacılık bunlar onurlu uğraşlardır ve hayatı sürdürmek için gereklidir. Ama şiir, güzellik, romantizm, aşk… bunlar uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir.”

Ve Amerikan şair Anne Sexton şöyle diyor:
“Önce şair olalım; geri kalan her şey lüzumsuz.”

Turgut Uyar da diyor ki;
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat.
Göğe Bakma Durağı






