Yazı: Demet Adamhanoğlu Seçici vicdan çağında etik meseleleri nasıl tartışıyoruz? Kanye West İstanbul'a geldi. Geldiği gibi de binlerce insanı bir araya getirdi. Sosyal medya günlerce konser görüntüleriyle doldu. VIP alanından paylaşımlar yapıldı, katılım rekorları konuşuldu, etkinliğe gidebilenler bunu bir ayrıcalık göstergesi olarak paylaştı. Bütün bunları izlerken aklımdan çıkmayan bir soru vardı: Kanye West bütün bunları …
Yazı: Demet Adamhanoğlu
Seçici vicdan çağında etik meseleleri nasıl tartışıyoruz?
Kanye West İstanbul’a geldi. Geldiği gibi de binlerce insanı bir araya getirdi. Sosyal medya günlerce konser görüntüleriyle doldu. VIP alanından paylaşımlar yapıldı, katılım rekorları konuşuldu, etkinliğe gidebilenler bunu bir ayrıcalık göstergesi olarak paylaştı. Bütün bunları izlerken aklımdan çıkmayan bir soru vardı: Kanye West bütün bunları yapan dünyaca ünlü bir sanatçı olmasaydı ne olurdu?
Çünkü aynı günlerde sosyal medyada onun geçmişte yaptığı açıklamaları eleştiren, davranışlarını yanlış bulan ve temsil ettiği birçok şeyi problemli gören binlerce insan da vardı. İşte tam burada ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor.
Toplum olarak bazı davranışları son derece sert biçimde eleştiriyoruz. Şiddeti eleştiriyoruz. Nefret söylemini eleştiriyoruz. Ayrımcılığı eleştiriyoruz. Kamuoyunda yanlış bulduğumuz davranışlara karşı ses yükseltiyoruz. Ve açıkçası yükseltmeliyiz de. Fakat söz konusu bu davranışlarla ilişkilendirilen kişi yeterince ünlü, yeterince başarılı veya yeterince popüler olduğunda aynı hassasiyetin ton değiştirdiğini görüyoruz. Bir an için hayal edelim. Mahallede yaşayan Mehmet Bey’in benzer açıklamalar yaptığını düşünelim. Benzer davranışlar sergilediğini. Benzer tartışmaların merkezinde olduğunu. Onun için stadyumlar dolar mıydı? İnsanlar onunla fotoğraf çektirmek için sıraya girer miydi?
Yoksa toplumun dışına mı itilirdi? Sanırım bu sorunun cevabı hepimizin bildiğinden daha net. Çünkü burada tartıştığımız şey aslında Kanye West değil. Şöhretin insana sağladığı görünmez ayrıcalık. Belki de modern çağın en ilginç toplumsal reflekslerinden biri bu. Başarı bazı insanlara yalnızca para kazandırmıyor. Aynı zamanda bir tür ahlaki kredi de kazandırıyor. Normal şartlarda sert biçimde eleştirilecek bazı davranışlar, ünlü insanlar söz konusu olduğunda farklı kelimelerle açıklanmaya başlanıyor.
“Sanatçı ruhu.”
“Marjinal karakter.”
“Deha.”
“Çılgın ama yetenekli.”
Oysa aynı davranışları sıradan biri yaptığında kullandığımız kelimeler çoğu zaman çok farklı oluyor.

Bu yüzden mesele yalnızca bir konser meselesi değil. Bir sanatçıyı dinleyip dinlememek meselesi de değil. Mesele, toplum olarak hangi davranışları gerçekten yanlış bulduğumuz ve hangi davranışları başarı karşısında görmezden gelebildiğimiz. Belki de asıl soru şu: Bir insanın yeteneği, onu eleştiriden muaf tutar mı? Başarılı olmak, davranışlarının daha kabul edilebilir görünmesini sağlar mı? Ve daha önemlisi… Eğer aynı eylemi yapan kişi ünlü değilse, yine aynı tepkiyi verir miydik?
Kanye West tartışmaları bana bunları düşündürdü. Çünkü bazen bir toplumun değerlerini anlamak için alkışladığı kişilere bakmak gerekir.






