Yazı: Emre Gül Sürükleyici senaryoları, zeka dolu kurguları ve unutulmaz karakter gelişimleriyle mutlaka izlenmesi gereken Breaking Bad tarzı yapımlara yakından bakıyoruz. Suç, güç ve aile kavramlarını en çarpıcı şekilde işleyen, IMDb puanları ile rekorlar kıran bu kült suç dizileri, izleme listenizin en üst sırasında olmayı hak ediyor. 1- The Sopranos (İmdb: 9.2/10) Televizyon tarihini "The …
Yazı: Emre Gül
Sürükleyici senaryoları, zeka dolu kurguları ve unutulmaz karakter gelişimleriyle mutlaka izlenmesi gereken Breaking Bad tarzı yapımlara yakından bakıyoruz. Suç, güç ve aile kavramlarını en çarpıcı şekilde işleyen, IMDb puanları ile rekorlar kıran bu kült suç dizileri, izleme listenizin en üst sırasında olmayı hak ediyor.
1- The Sopranos (İmdb: 9.2/10)

Televizyon tarihini “The Sopranos öncesi ve sonrası” diye ikiye ayıran bu HBO yapımı, 1999-2007 yılları arasında ekranlara gelmiştir. Bugün Ozark ve Mad Men gibi yapımların, hatta bu yazının ilham kaynağı olan Breaking Bad’in var olmasını sağlayan kült bir eserdir.
Dizi, New Jersey’li bir mafya patronu olan Tony Soprano’nun, iş hayatının stresi ve ailevi sorunları arasında sıkışıp kalarak panik ataklar geçirmesiyle başlar. Bu durum onu, bir mafya babası için “ölümcül sır” sayılabilecek bir eyleme iter: Bir psikiyatriste gitmek.
Breaking Bad’in yaratıcısı Vince Gilligan’ın “Tony Soprano olmasaydı, Walter White olmazdı” sözü aslında her şeyi özetliyor: Eğer Walter White’ın ahlaki ikilemlerle dolu o karanlık yolculuğunu ve karakter değişimini sevdiyseniz, modern televizyonun ilk ve en karmaşık anti-kahramanı olan Tony Soprano ile tanışmak sizin için bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
2- Ozark (İmdb 8.4/10)

2017-2022 yılları arasında Netflix’te yayınlanan Ozark, kasvetli atmosferi ve her saniye tırmanan gerilimiyle modern suç dramaları arasında yerini almış bir yapımdır.
Hikaye, Chicago’da yaşayan başarılı finans danışmanı Marty Byrde’ın, ortağının bir Meksika uyuşturucu kartelini dolandırdığının ortaya çıkmasıyla ölümle burun buruna gelmesini konu alır. Marty, canını kurtarmak adına kartel liderine imkansız görünen bir teklifte bulunur: Ailesiyle birlikte Missouri’deki Ozark Platosu’na taşınacak ve burada kartel adına beş yılda 500 milyon dolar kara para aklayacaktır.
Eğer Breaking Bad’de Walter White’ın zekasına ve “her şeyi ailem için yaptım” savunmasına hayransanız; Ozark’ı sadece bir ‘para aklama hikayesi’ olarak değil, Walter White kadar analitik düşünen Marty’nin ve en az Heisenberg kadar tehlikeli birine dönüşen eşi Wendy’nin, o mavi kristallerin getirdiği parayı sisteme sokmak için verdikleri nefes kesici mücadeleyi mutlaka izlemelisiniz.
3- Narcos (İmdb 8.7/10)

2015-2017 yılları arasında yayınlanan Narcos, suç dramaları arasında gerçekçilik çıtasını zirveye taşıyan, belgesel estetiğiyle kurguyu harmanlayan çarpıcı bir Netflix yapımıdır.
Dizi, 1970’lerin sonundan 90’ların başına kadar uzanan süreçte, kokain ticaretinin yerel bir sorundan nasıl küresel bir krize dönüştüğünü inceler.
Hikaye, olayları ağırlıklı olarak Kolombiya’da görev yapan Amerikalı DEA (Narkotik) ajanlarının gözünden anlatırken; aynı zamanda kartel üyelerinin, politikacıların ve halkın bakış açısını da tarafsız bir dille yansıtır.
Eğer Breaking Bad’de Walter White’ın “mavi meth” ile kurduğu kurgusal imparatorluğun yükselişini hayranlıkla izlediyseniz; Narcos’ta bu işin kitabını yazanların gerçek tarihini, Walter’ın hayal bile edemeyeceği servetlere ulaşan Pablo Escobar’ın lojistik dehasını ve gerçeğin kurgudan çok daha acımasız olduğunu görmek için ekran başına geçmelisiniz.
4- Better Call Soul (İmdb: 9.0/10)

Better Call Saul, Breaking Bad evreninin en renkli karakterlerinden biri olan avukat Saul Goodman’ın geçmişine ışık tutan, derinlikli bir suç ve hukuk dramasıdır.
Dizi, Breaking Bad’deki olayların yaklaşık altı yıl öncesinde başlar. İzleyiciyi; henüz “Saul Goodman” kimliğine bürünmemiş, asıl adı Jimmy McGill olan, dürüst bir hayat sürmeye çalışan ancak sürekli şanssızlıklarla boğuşan, “hallederiz”ci küçük bir avukatla tanıştırır.
Hikaye; Jimmy’nin, saygın bir hukuk firmasının ortağı olan ağabeyi Chuck McGill’in gölgesinden kurtulma çabasını, kendi ahlaki pusulasının yavaş yavaş bozuluşunu ve adım adım Breaking Bad’deki o ahlaksız, “suçlu bir avukat” değil, “suçluların avukatı” olan adama dönüşüm sürecini işler.
Breaking Bad’de Walter White’ın “Bay White”dan “Heisenberg”e hızlı ve dinamik dönüşümünü izlediyseniz; Better Call Saul’da Jimmy’nin kalbinizi kıracak o yavaş ve trajik düşüşüne tanıklık etmeli, Mike ve Gus gibi efsanelerin imparatorluklarını nasıl inşa ettiğini görerek Breaking Bad evrenindeki her bir detayın altının nasıl doldurulduğunu keşfetmelisiniz.
İlk hangisini izleyeceksiniz?






